Free Web Space | BlueHost Review  

GEZİ YAZILARINA GENEL BAKIŞ

 

Gezi yazıları, bir yazarın gezdiği, gördüğü yerlerden edindiği izlenim ve bilgileri ele alan yazı türüdür. Bu yazı türünde gezilip görülerek yaşanan yerlerin doğal, ekonomik, tarihsel ve turistik özellikleri; yaşam biçimleri, inanç, gelenek ve görenekleri anlatılır. Gezi yazıları anlatılan yerleri görme özlemini bir ölçüde karşıladığından çok sevilen edebiyat türlerinden biridir.

Tıpkı anı ve günlükte olduğu gibi gerçek hayatı konu aldığından, diğer edebiyat türlerinden farklı bir yere sahiptir. Anı ve günlükte zaman kavramı vurgulanırken, gezi yazılarında gözlem ve yorumlama ön plana çıkar. Gezi yazıları okuyucuya belirli bir edebiyat zevki vermesinin yanı sıra okuyucunun kültürel, düşünsel ve duygusal gelişimine olumlu katkılarda bulunur. Okurda sıradan yaşamın sınırlarını aşma duygusunu ve başka dünyalara gidip değişik yerler görme isteğini uyandırdığı için her dönemde sevilen bir yazı türü olmuştur.

Dünya edebiyat tarihinde gezi yazılarının geçmişi çok eskilere dayanır. Gezi türünün ilk örnekleri arasında Batı Hun İmparatoru Attila' ya gönderilen (MÖ 448) elçi Priskos' un ve Göktürklere elçi olarak gönderilen (MÖ 568) Kilikyalı Zemarkos' un yazdıkları sayılır. Hun İmparatoru Attila' ya gönderilen elçilik heyetinde görevli bir tarihçi olan Priskos yaptığı geziyle ilgili yazdıklarında Hunların ülkelerini ve yaşayışlarını ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Venedikli gezgin Marco Polo, Altınordu devletine yaptığı gezi sonrası bu türün en ünlü eserlerinden olan "İl Milione" yi kaleme almıştır.

Yazılan ilk gezi yazıları devrin ünlü gezginlerinin Hindistan'dan Anadolu'ya; Orta Asya'da Uzak Doğuya büyük bir coğrafya üzerinde yaptıkları keşif gezilerini konu edinmektedir.

İlkçağdan günümüze yazdığı gezi türündeki yazılarla dünya çapında ün yapmış kişiler arasında Marco Polo, Clavijo, İbn Battuta, Busbecq, Lady Montagu, Chateaubriand, Julia Pardoe ve Moltke gibi isimler sayılabilir.

TÜRK EDEBİYATINDA GEZİ YAZILARI

Türk edebiyatında yer alan ilk gezi türündeki yazıların temelini, herhangi bir görevle başka ülkelere gönderilen memurların ya da coğrafi keşifler yapmak amacıyla dolaşan gezginlerin yazdıkları teşkil eder.

Türkler tarafından yazılan ilk gezi türündeki yazı, Hoca Gıyasüddin Nakkaş tarafından kaleme alınan "Acaibü'l Letaif" adlı yapıttır. Orijinali Farsça' da yazılmış olan eserde, Timur' un oğlu Şahruh' un (1337-1447) Çin hakanına gönderdiği heyette yer alan yazarın izlenimleri yer almıştır.

Eski Türk edebiyatında bugünkü anlamda gezi türüne girmese de birçok yönüyle ilk örnek sayılabilecek bazı eserler vardır. Piri Reis, "Kitab-ı Bahriye" adlı eserinde Akdeniz kıyı ve limanlarına ilişkin ayrıntılı bilgiler verir. Osmanlı klasik döneminin bilinen tek gezi eseri Seydi Ali Reis' in "Mirat-ül Memalik" idir. Bu yapıt kaptanı derya olan yazarın, Hint Deniz' inde fırtınaya yakalanarak gemilerini kaybetmesinden sonra karadan yaptığı yolculuklar sırasında görüp yaşadıklarını yansıtır. Katip Çelebi tarafından yazılan "Cihannüma", bir coğrafya kitabı olmasına karşın, yer yer gezi türüne yaklaşan bölümleriyle bu alanda yazılmış eserler arasında sayılabilir.

Türk gezi edebiyatının hiç kuşkusuz en önemli eseri Evliya Çelebi' nin (1611-1685) "Seyahatname" sidir. Evliya Çelebi' nin sade bir dille kaleme aldığı yapıt, yazarın 1630 yılından başlayarak elli yılı aşkın süre yaptığı gezilerin ürünüdür. On ciltte toplanan eser, Osmanlı İmparatorluğu' nun 17. yüzyıldaki yaşamını, kentleri, yapıları, etnografyayı, halk inançlarını, söylentileri, kültürü, siyasal ve tarihsel olayları zengin ayrıntılarıyla konu edinir. Bu ciltlerde yazarın Üsküdar' dan Şam' a; Mekke' den Hollanda'ya uzanan geniş bir coğrafyada yaptığı geziler yer almaktadır. Ayrıca, Trabzonlu Mehmet Aşık' ın "Menazıru'l-Avalim", Nabi' nin "Tuhfetetu'l Harameyn" , İzzet Molla' nın "Mihnet Keşan" adlı eserleri Tanzimat' tan önceki devrede yazılmış diğer gezi eserlerindendir.

Tanzimat' tan Cumhuriyet' e kadar gelen süre içinde edebiyatçılar yaptıkları gezilerin izlenimlerini kitaplaştırmışlardır: Ahmet Mithat Efendi, "Avrupa' da Bir Cevelan" (1890), Seyyah Mehmet Emin, "İstanbul'dan Asya-yı Vusta'ya Seyahat" (1878), Ahmet İhsan, "Avrupa'da Neler Gördüm" (1891), Süleyman Şükrü Bey, "Seyahatü-ül Kübra" (1907), Cenap Şahabeddin, "Avrupa Mektupları" (1919) vd.

Cumhuriyet döneminde yazılan gezi yazılarında Ahmet Haşim, Reşat Nuri Güntekin, Falih Rıfkı Atay ve Melih Cevdet Anday gibi isimler ön plana çıkmıştır. Cumhuriyet döneminden günümüze değin yazılan gezi yazılarından bazıları : Reşat Nuri Güntekin, "Anadolu Notları-I" (1936), Falih Rıfkı Atay, "Deniz Aşırı" (1931),  Ahmet Haşim, "Frankfurt Seyahatnamesi" (1933), Fikret Otyam, "Ha Bu Diyar" (1959), Yaşar Kemal, "Bu Diyar Baştan Başa" (1971) ...

 

İZ BIRAKANLAR

 Cumhuriyet dönemi edebiyatında gezi türü denince akla ilk olarak Falih Rıfkı Atay, Ahmet Haşim, Reşat Nuri Güntekin gibi isimler gelmektedir. Gezi türünde yapıtlar vermiş bu yazarlar arasında Falih Rıfkı Atay çok özel bir yere sahiptir. Falih Rıfkı Atay eserlerini verirken, içinde yaşadığı ortamın kendisine hazırladığı fırsatları çok iyi değerlendirmiştir.

 Hem Atatürk' ün çevresinde yaşamış olmanın ayrıcalıklarını gereğince değerlendiren anılar birikimi, hem gezip gördüğü yerleri, sorunları ve ana hatlarıyla yansıtabilme özelliği, gezi eserlerine zenginlik ve farklılık getirmiştir. Gezi yazılarını derlediği kitapları: "Faşist Roma, Kemalist Tiran, Kaybolmuş Makedonya" (1930) , "Deniz Aşırı" (Brezilya-1931) , "Yeni Rusya" (1931) , "Moskova - Roma" (1932) , "Bizim Akdeniz" (1934) , "Taymis Kıyıları" (1938) , "Hind" (1944) , "Yolcu Defteri" (Amerika Notları-1946) , "Gezerek Gördüklerim" (Eserlerinden Seçmeler, 1970) .

Falih Rıfkı Atay, günü gününe yürüttüğü gazete yazarlığına gezi-anı türündeki başarı birikimini katarak, Türk gezi edebiyatının gerek gösterdiği edebiyat kalitesi gerekse sayı bakımından en verimli yazarlarından biri olmuştur. Yazı yatkınlığı, yaratı türlerinden çok yorumlayıcı, karşılaştırıcı, değerlendirici biçimlere daha uygundur. Onun engin analiz ve yorumlama yeteneği, o dönemlerde yaşamış, eserlerinde hayal gücünü daha iyi yansıtabilen, yaratı türlerinde de eserleri olan diğer yazarlara oranla daha başarılı olmasına sağlamıştır.          Gezi yazılarında kullandığı kıvrak, sade ve zengin Türkçe; kendinden sonra gelen yazarları etkilemesinin ve bugün bile yazdığı eserlerin zevkle okunmasının başlıca nedenidir.

Gezi türünde Türk edebiyatına damgasını vurmuş yazarlardan biri de Ahmet Haşim' dir. Gezi türünün başarılı örneklerini veren Ahmet Haşim, söyleşi türüyle benzeşen gezi notlarının bir kısmını "Bize Göre" (1928), "Gurabahane-i Lâklakan" (1928) isimli kitaplarda toplamıştır. Yazara bu türde başarıyı getiren ise 1933 tarihinde yayımladığı "Frankfurt Seyahatnamesi" adlı yapıtıdır. Yazarın 1930'ların Almanya' sını ve Türkiye' sini karşılaştırdığı, Alman uygarlığı ve toplum yapısını sade bir dille okuyucuyla sohbet edercesine anlattığı eser, Türk edebiyatının en seçkin eserleri arasında yer almıştır.

Bu yazarların dışında; Melih Cevdet Anday, Sıtkı Yırcalı ve Yavuz Bülent Bakiler gibi isimler de yazdıkları gezi eserleriyle ses getirenlerdendir.

KAYNAKÇA

·        Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt 1 ve 20

·        Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, Cilt 2

·        Edebiyat Ansiklopedisi

·        Meydan Larousse, Cilt 17

·        Türk Klasikleri - Üç Eser, Ahmet Haşim

·        Görsel Büyük Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 1 ve 6

·         Thema Larousse, Cilt 6

                                                            GERİ                                      İLERİ